Toplumları anlamaya çalışırken, onlara dışarıdan bakmak her zaman en kolay yol gibi görünür. Ancak, bir toplumu tam anlamak için içinden bakmak, insanları dinlemek, onların yaşam biçimlerini, değer yargılarını ve kültürel pratiklerini anlamak çok daha zorlu ama bir o kadar da öğreticidir. Toplumların mikro düzeydeki etkileşimlerini, günlük hayatta gördükleri güç dinamiklerini, cinsiyet rolleri ve toplumsal normlarla nasıl şekillendiklerini anlamak ise çok daha karmaşıktır. Göle, Ardahan ilinin bir ilçesi olarak, hem coğrafi hem de kültürel olarak pek çok farklı yapıyı barındıran bir bölge. Bu yazıda, Göle’nin köy sayısına odaklanarak, bölgedeki toplumsal yapıyı, kültürel etkileşimleri ve bunların bireyler üzerindeki etkilerini anlamaya çalışacağız.
Ardahan Göle ve Köy Yapısı
Ardahan il sınırları içerisinde yer alan Göle, hem doğal güzellikleri hem de toplumsal yapısıyla dikkat çeker. Göle’nin köy sayısı, zaman içinde köyleşme, göç, yerleşim yerlerinin birleşmesi ve devlet politikaları doğrultusunda değişkenlik göstermiştir. Ancak günümüzde Göle ilçesinin 26 köyü bulunmaktadır. Bu köyler, birbirinden oldukça farklı sosyal yapılar ve kültürel pratikler barındıran yerleşim alanlarıdır.
Toplumsal Yapı ve Köylerin Sosyolojik Önemi
Göle’deki köyler, genellikle tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan yerleşim alanlarıdır. Ancak bu köylerin her biri, kendi içinde birer toplumsal mikrokozmos oluşturur. Her köydeki sosyal yapıyı anlamak, o köydeki bireylerin yaşam biçimlerinden, toplumsal normlardan ve güç ilişkilerinden derinlemesine bir kesit sunar.
Cinsiyet Rolleri ve Kadının Yeri
Türkiye’nin pek çok kırsal bölgesinde olduğu gibi, Göle’nin köylerinde de geleneksel cinsiyet rolleri önemli bir yer tutar. Kadınlar, özellikle köy yaşamında, ev içi işlerin ve çocuk bakımının sorumluluğunu üstlenirken, erkekler dışarıda tarım işlerini yönetir ya da hayvancılık yapar. Ancak bu geleneksel roller, zamanla değişmeye başlamıştır. Göle’deki köylerde kadınlar, son yıllarda daha fazla sosyal alanda görünür hale gelmeye başlamıştır. Kadın kooperatifleri kurma, tarımsal üretim süreçlerine katılma ve hatta küçük işletmeler açma gibi girişimler, kadınların toplumsal hayata katkılarını artırmıştır.
Ancak yine de, cinsiyet eşitsizliği köyde varlığını sürdürmektedir. Kadınların en temel haklardan biri olan eğitim hakkı, özellikle kırsal bölgelerde hala eksik bir şekilde uygulanmaktadır. Erken yaşta evlilikler, toplumsal baskılarla birlikte kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmasına yol açmaktadır. Kadınların bu geleneksel rollerle olan ilişkisi, toplumsal adaletin ve eşitsizliğin ne kadar derinlere işlediğini gözler önüne serer.
Kültürel Pratikler ve Göle’deki Gelenekler
Göle’nin köylerinde, köklü geleneklerin yaşatıldığını söylemek mümkündür. Yılbaşı kutlamaları, düğünler, bayramlar gibi toplumsal etkinlikler, köylerde büyük bir öneme sahiptir. Düğünler, sadece iki ailenin birleşmesi olarak değil, aynı zamanda köydeki sosyal bağların güçlendiği, insanlar arası ilişkilerin pekiştirildiği etkinliklerdir. Bu etkinlikler sırasında, toplumsal normlar ve değerler yeniden üretilir. Örneğin, bir düğün, toplumsal cinsiyet normlarının ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Gelin ve damat arasındaki ilişkiler, çoğu zaman köydeki daha geniş sosyal normlara dayanır. Kadınlar, evliliklerde daha çok “aileyi sürdürme” ve “evdeki işleri düzenleme” rollerini üstlenirken, erkekler genellikle ev dışındaki işlerde daha görünür olurlar.
Bununla birlikte, toplumsal normların ve kültürel pratiklerin evrildiğini de gözlemlemek mümkündür. Göle’deki bazı köylerde, özellikle genç nüfus arasında, geleneksel rollerin dışına çıkmaya yönelik bir eğilim görülmektedir. Genç kadınlar, eğitim alarak farklı alanlarda kariyer yapma yolunu seçmekte ve bu da toplumsal yapıda önemli bir değişim yaratmaktadır.
Güç İlişkileri ve Sosyal Hiyerarşiler
Göle’deki köylerdeki sosyal yapılar, çoğunlukla ağa, muhtar ya da ileri yaşlardaki aile bireylerinin etkisi altındadır. Bu tür güç dinamikleri, zamanla yerleşik hale gelmiş ve toplumun içindeki ilişkiler üzerinde belirleyici bir rol oynamıştır. Köydeki kadınlar, bu hiyerarşik yapıya genellikle daha alt düzeyde yerleştirilirken, erkekler çoğu zaman karar alma mekanizmalarında daha fazla söz hakkına sahiptir. Aile içindeki güç dengeleri de benzer şekilde işlemektedir; erkekler, aile bütçesini ve kararları kontrol etme eğilimindeyken, kadınlar genellikle ev içindeki işleri düzenler ve çocukları eğitirler.
Ancak bu güç ilişkilerinin son yıllarda kırılmaya başladığını söylemek de mümkündür. Kadınlar, özellikle eğitimli olanlar, aile içindeki karar mekanizmalarında daha fazla yer almakta ve toplumsal yapıyı dönüştürmeye başlamaktadır. Ayrıca, köylerdeki erkeklerin büyük çoğunluğu, ekonomik sebeplerle büyük şehirlere göç etmiş, bu durum ise kadının aile içindeki rolünü ve gücünü artırmıştır.
Sosyal Eşitsizlik ve Toplumsal Adalet
Göle’deki köylerde, özellikle kadınlar ve gençler açısından büyük bir eşitsizlik bulunmaktadır. Toplumsal adaletin sağlanması adına önemli adımlar atılmakla birlikte, ekonomik fırsatlar, eğitim imkanları ve sağlık hizmetleri gibi temel alanlarda hala ciddi eşitsizlikler söz konusudur. Bu eşitsizlikler, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel düzeyde de kendini göstermektedir. Göle’nin köylerinde yaşayan bireyler, yaşadıkları bölgenin toplumsal yapısı ve kültürel pratikleri doğrultusunda, sosyal hayata katılımda zorluklarla karşılaşmaktadırlar.
Sonuç: Toplumsal Yapının Geleceği
Göle’deki köyler, yalnızca coğrafi birimleri değil, aynı zamanda insanları, toplumsal yapıları, kültürel normları ve güç ilişkilerini barındıran dinamik yerleşim alanlarıdır. Göle’nin köyleri, bir yandan geleneksel yapıları sürdürürken, diğer yandan toplumsal değişim ve dönüşüm süreçlerini de yaşamaktadır. Bu dönüşümün önündeki en büyük engel, hala köydeki geleneksel toplumsal normlar ve eşitsizliklerdir.
Göle’nin köylerinde yaşanan bu toplumsal değişim ve dönüşüm, bireylerin ve toplumların birbirlerine nasıl etki ettiğini, nasıl birbirlerini şekillendirdiğini anlamamıza olanak tanır. Bu yazının ardından, sizlere şu soruyu sormak istiyorum: Toplumsal normların ve kültürel pratiklerin değişmesi, her bireyin hayatını ne kadar etkiler?