“Kanserin ilk belirtisi nedir?” sorusu sandığınız kadar basit değil. Bu soruyu yalnızca tıbbi bir rehber gibi yanıtlamak, konunun etrafındaki en önemli gerçekleri göz ardı etmek olur: Toplumsal roller, cinsiyet beklentileri, sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler ve bireysel algılar, kanserin ilk işaretini ne zaman fark ettiğimizi ve nasıl ciddiye aldığımızı derinden etkiler. Bu yazı, yalnızca biyolojik bir olguyu değil, toplumsal bir aynayı da konuşmaya açmak için yazıldı. Çünkü kanserin ilk belirtisi çoğu zaman sadece bir “semptom” değildir; bir kültürün sessizliği, bir toplumun öncelikleri ve bazen de bir kimliğin yüküdür. Belirti mi, sinyal mi? İlk işaretin anlamı Çoğu insan kanserin ilk belirtisini bir…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Zonguldak Kaç Tane İlçesi Var? Bir Edebiyatçının Coğrafyadan Anlatıya Yolculuğu Giriş: Sözcüklerin Haritasında Bir Yolculuk Bir edebiyatçı için her şehir bir karakterdir, her ilçe bir hikâye. Kelimenin gücü yalnızca anlatmakta değil, yaşananları yeniden kurmakta saklıdır. Zonguldak adını duyduğumda, kömürün kara dumanı değil, emeğin, sabrın ve denizin tuzlu sesi gelir aklıma. Bu şehir, yalnızca madenlerin değil, kelimelerin de derinliklerinde kazı yapmayı gerektirir. Peki, Zonguldak kaç tane ilçesi var? Bu soru ilk bakışta yalnızca coğrafi bir merak gibi görünür. Oysa edebiyatın gözüyle bakıldığında, her ilçe bir anlatının durağı, bir romanın sahnesi, bir şiirin imgesi olur. Çünkü bir coğrafya yalnızca çizgilerle değil, insan…
Yorum BırakTambur Mili Nedir? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme Bir psikolog olarak, insan davranışlarını anlamak için karmaşık içsel dünyaları çözümlemeye çalışırken, genellikle görünmeyen bir dizi faktörün insan psikolojisini nasıl şekillendirdiğini gözlemlerim. Bazen, çok basit görünen bir şeyin ardında derin psikolojik mekanizmalar ve işlevler yatar. Bu yazıda, ilk bakışta sıradan bir teknik terim gibi görünen “tambur mili”nin aslında insan zihni ve davranışları üzerindeki etkilerini psikolojik bir açıdan inceleyeceğiz. Tambur mili, mekanik bir sistemin parçası olarak tanımlanabilirken, psikolojik bir mercekten bakıldığında aslında bir kişinin içsel gücü, iradesi ve yaşam döngüsündeki etkileşimleriyle ilişkilendirilebilecek bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Bunu anlamak için önce “tambur mili”nin işlevini…
Yorum BırakKamuda Eczacı Nasıl Olunur? Bir Hayalin, Bir Mesleğin, Bir Hizmetin Hikâyesi “Kamuda eczacı olmak…” Cümleyi ilk duyduğumda kulağıma güvenli, düzenli, hatta biraz da romantik gelmişti. Beyaz önlük içinde bir laboratuvar değil, bir sistemin parçası olmak; toplumun sağlığına doğrudan katkı vermek… Bu yazıyı, bu hayali kuran herkes için yazıyorum. Çünkü kamuda eczacı olmanın yolu sadece bir diploma değil; sabır, disiplin ve biraz da stratejiyle örülmüş bir yolculuk. Kamuda Eczacı Olmak Ne Demek? Kamuda eczacı, devletin sağlık politikalarını sahada uygulayan, ilaç temininden hasta bilgilendirmeye kadar pek çok süreçte görev alan profesyoneldir. Sağlık Bakanlığı, üniversite hastaneleri, askeri kurumlar, belediyeler ve kamu hastanelerinde istihdam…
Yorum BırakSinir Nasıl Gevşer? Felsefi Bir Bakış Açısıyla Felsefenin temel sorularından biri, insanın içsel durumlarının dış dünyayla nasıl etkileşime girdiğidir. Sinir, insanın içsel bir tepkisi olarak kendini fiziksel, duygusal ve zihinsel düzeylerde gösterebilir. Peki, bu sinir nasıl gevşer? Sinirin gevşemesi, yalnızca biyolojik bir süreç mi, yoksa daha derin bir etik, epistemolojik ve ontolojik boyutu var mı? Bu yazıda, sinirin gevşemesi sürecini felsefi bir bakış açısıyla ele alacak ve bu soruyu üç temel felsefi perspektiften tartışacağım: etik, epistemoloji ve ontoloji. Sinir ve Etik: İyi Yaşamın Temel Dinamikleri Felsefede etik, doğru ve yanlış arasındaki sınırları belirlemeye çalışırken, aynı zamanda insanların hangi yaşam tarzının…
Yorum BırakSanığın Yokluğunda Mahkumiyet Kararı Verilebilir Mi? Felsefi Bir Yaklaşım Giriş: Adalet ve Bireysel Haklar Üzerine Düşünsel Bir Sorgulama Adalet, insanoğlunun en eski ve en karmaşık ideallerinden biridir. Antik Yunan’da Sokratik diyaloglar aracılığıyla sorgulanan adalet anlayışı, bugün hala hukuk sistemleri ve toplumlar için temel bir kavram olarak varlığını sürdürüyor. Ancak, bir davada sanığın yokluğunda mahkumiyet kararı verilmesi, adaletin ve bireysel hakların karşı karşıya kaldığı bir paradoksu ortaya çıkarır. Adalet, yalnızca suçluya değil, suçsuzluğunu ispat etme hakkına sahip olmasına da saygı göstermelidir. Peki, sanığın mahkemede yer almadığı bir durumda, mahkumiyet kararı verilmesi ne kadar doğru bir yaklaşımdır? Bu soruyu felsefi bir bakış…
Yorum BırakYa Cami Nasıl Yazılır? – Erkekler Stratejik, Kadınlar Empatik, Klavyeler Şaşkın! Bir sabah kahvemi almış, sosyal medyada dolanırken önüme bir paylaşım düştü: “Cami mi, camii mi, cami’i mi, cami mi?” derken beynim Windows 95 gibi dondu. Dedim ki, tamam bugün “Ya Cami Nasıl Yazılır?” mevzusuna el atalım. Ama öyle sıkıcı bir dilbilgisi yazısı gibi değil, biraz erkek stratejisi, biraz kadın empatisi, bolca da kahkaha eşliğinde! Erkeklerin Cami Yaklaşımı: “Abi Çözümü Söyle, Uzatma” Erkekler için mesele basit: “Nasıl yazılıyor kardeşim, onu söyle, geç!” Onlara göre bu tür dilbilgisi tartışmaları, uzay mekiği hesaplamaları kadar gereksizdir. Bir erkek “Cami mi camii mi?” sorusunu…
Yorum Bırak“Nisanliyim” Ne Demek? Geçmişin ve Günümüzün Parçalarındaki Derin Bağlantılar Tarihi Bir Bakış: “Nisanliyim” Kavramına Yolculuk Dil, zamanla evrilen, toplumsal yapıyı şekillendiren ve kültürel değişimlerin izlerini taşıyan bir yansımadır. Her kelime, bir dönemin, bir anlayışın, bir toplumsal değişimin derin izlerini taşır. Bugün kullandığımız “Nisanliyim” ifadesi, geçmişteki anlamı ve kullanım şekliyle birlikte önemli bir dönüşüm sürecinin parçasıdır. Bu yazıda, kelimenin tarihsel geçmişini keşfedecek ve günümüzle nasıl bağ kurduğuna dair bir anlayış geliştireceğiz. “Nisanliyim” Kelimesinin Kökenleri: Bir Dönemin Yansıması “Nisanliyim” kelimesi, Türkçede nişanlılık durumunu ifade eden bir terim olarak günlük dilde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak bu kelimenin tam anlamını ve kullanımını anlamadan…
Yorum BırakCRP kaç olursa sepsis olur? Tek bir sayı peşinde koşmanın tehlikesi Sepsisi tek bir laboratuvar değerine indirgeme arzusu çok insani: Kafamızda net bir sınır olsun, kapıdan giren hastayı “sepsis var/yok” diye hızla ayıralım istiyoruz. Ben de bir klinik meraklısı olarak yıllarca şu sorunun peşinden koştum: “CRP kaç olursa sepsis olur?” Ama gelin birlikte dürüst olalım—bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Nedenini, nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi, samimi bir sohbette masaya yatırır gibi konuşalım. Önce temel: Sepsis nasıl tanımlanır? Bugünün ortak dili “Sepsis-3”. Bu tanım, sepsisi enfeksiyona karşı düzensiz konak yanıtının yol açtığı, hayatı tehdit eden organ disfonksiyonu olarak tarif…
Yorum BırakGöz Payı Nedir? Psikolojik Bir Bakışla Algının, Dengenin ve Mesafenin Sınırları Bir Psikoloğun Merakı: Bakışla Başlayan Mesafe İnsan davranışlarını gözlemleyen bir psikolog için her detay bir ipucudur. “Göz payı” da bu ipuçlarından biridir. Gündelik dilde genellikle “ölçüye dayalı bir pay” gibi algılansa da, psikolojik açıdan göz payı insanın dünyayı algılama biçimiyle, dikkatinin sınırlarıyla ve başkalarıyla kurduğu görünmez mesafeyle ilgilidir. Göz, yalnızca görmenin değil, anlamanın da organıdır. Bu yüzden göz payı, hem fiziksel hem de zihinsel bir mesafeyi temsil eder — bir şeyin “ne kadar yakın ya da uzak” hissettirdiğini belirleyen görünmez bir ölçüdür. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden: Algının Ölçüsü Olarak Göz…
Yorum Bırak